Hayatım boyunca süren yazma isteğimin, hiçbir zaman bir düzen içerisinde ilerlemeyen ve her seferinde de; başarısızlıkla sonuçlanan günlük tutma çabalarımın sanal alemdeki yansıması...

Bildiğim en doğru yerden başladım yazmaya, kendimden.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Asker Günlükleri Ders 2: Bazen Bir Kahve Molası Yeter!

Sanrım kabullenmeye başladım.."Esas adamın askerliğinin" tam da yarısını geride bıraktığım şu günlerde; yeni hayat standartlarımı, tek başına kalmış olmanın zorluklarını ve dahi dezavantajlarını yeni yeni kabullendiğimi fark ettim bugün..

Dersin birinci kısmı'nın etkisi uzun sürüyor sanırım.Garip..Ona ve onunla alışmış-lıklarım bu denli fazlayken; kendi başına yürüme denemeleri yapan yeni ayak bir bebekten farkım olmadığını kabullendim.Ufak tefek şeylerle gün yüzüne çıkıyor bunlar; zaman geçtikçe can sıkıcı olmaya başlıyor ve "ufak tefek" deyip geçmeye gebe olunan bazı şeylerin hayatımda aslında ne kadar kayda değer olduğunu bir tokat gibi yüzüme vuruyor.

İşte -Ders 2- tam da bu noktada başlıyor...

Onunla geçirdiğim 3 yılda; bende ve hayatımda ne kadar çok şeyin değiştiğine kendimin dahi inanması mümkün değilken; kelimelere dökmek için çabalamak anlamsız olmalı, değil mi? Yine de oyum şansımı denemekten hatta zorlamaktan yana..

Askerlik denen şey; nişanlı bir bayansanız bir anda koskoca bir boşluk ya da simsiyah bir duvar gibi bir şey.Hissettiğiniz ise yalnızlaşmışlık!
Bu da benim uydurma tabirlerimden biri olsa gerek; "yalnızlaşmışlık"..
Demem o ki; Özdemir Asaf..Demem o ki; MESAFELER DİYORUM,OLMAMALILAR..

Sadece onu değil,onunla olan şeyleri, bir tek onunlayken sahip olduğum kalabalıkta kaybolmamak hissini ve daha dilimin dönmesi mümkün olmayan, kalemimi kıran birçok şeyi özlüyorum.Ben en Batı'yım, o en Doğu..Bu kadar uzak olmak zorunda mı? Olmamalı..Kalabalıkta kaybolmuşluk; kalabalıkta yalnız kalmak.Can sıkıntısı şeyler bunlar..

Bugün en sevdiğim ve bana daima onun aldığı kahvemi; bir şekilde tekrar bürodaki çalışma masamda buldum.Sürpriz yapmış bana, patronum ve aynı zamanda kendisinin ortağı olan can ciğer arkadaşımız da buna elçilik yapmayı görev bilmiş sağ olsun:) Hiç fark etmemiştim oysa; esas adam olmadan o kahveyi hiç içmediğimi.Doğru ya; en sevdiğim kahve olmasına rağmen işin aslı onsuz hiç içmemiştim.Çünkü bana en sevdiğim haliyle; karamelli frappuccinomu alan tek kişi o!

Ben de bunun gibi binlerce ufak tefek mutluluklara kendimi o kadar alıştırmışım ve kaptırmışım ki; sanırım en çok da bu yüzden esas adamın yokluğu tam anlamıyla cehennem.

Ve tüm bunlar bir araya geldiğinde sanırım ben esas adamsız yürümeyi beceremiyorum, denemiyorum..Gerek de duymuyorum.Yanımda olmadığı zamanlarda tamamen mutsuz olmaktan; mutluluk duyuyorum.

Çünkü bazen; bir kahve molası yeter!

BiR DeLiNiN Pembe DefteRi

5 yorum:

  1. Bir daha hiç ayrılmasın yollarınız...
    Boğazım düğümlendi okurken hayat=o senin için okuduğumda daha iyi anladım..

    YanıtlaSil
  2. Girdim o psikolojiye şimdiden girdim. Seni anlamaya başladım Şu yazın varya ağlatıyordu beni nerdeyse. 4 5 gün ayrı kalmaya dayanamıyorum ki askerliği düşünemiyorum..

    Mesafeler olmamalılar :(

    YanıtlaSil
  3. Allahtan sizler varsınız da bu kadar cesurca anlatabiliyorum hissettiklerimi. Sevgili Şeyma; yine de ne mutlu ki bana güzel ayrılıklar bunlar..

    Sevgili Cam Misket; sanırım senin de başına gelecek bu asker yolu bekleme işi.O zaman da ben sana bilmiş bilmiş akıl hocalığı yaparım ne dersin :) Şaka bir yana; hoş geldin..İyi ki de tanıştık.

    YanıtlaSil
  4. Senin gibi akıl hocam olsun yeterki kuzumm. Aklımın ipini tutmakta zorlanıyorum ama yazıların güç veriyor ciddi bak.. Hoş buldum ve iyiki tanıştık ♥

    YanıtlaSil
  5. Yaaa gözlerim doldu resmen. Çok korkuyorum Serkan'ın askere gidecek olmasından :(
    Ne güzel bir sürpriz yapmış ya. Kahve bile sevdiğinle güzel :)

    YanıtlaSil

♥♥♥ dahiyane fikrini paylaş ve görevi son ütücüye devret ♥♥♥

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...